Admin

Bilimsel adı Persea americano olan avokado aslında bir ağaç meyvesidir. Kabuğu yeşil, yenen kısımları beyaz ve iri çekirdeklidir. Avokadonun yenilebilecek olgunluğa ulaşması toplandıktan sonra olur.

Avokadolar 1 gramdan daha az şeker yani karbonhidrat, yüksek lif içeriği ve sağlıklı yağ içeriğine sahiptir. Bu nedenle avokadoların kan şekeri seviyenizi yükseltmeleri konusunda endişelenmenize gerek yoktur.

Yukarıda bahsettiğimiz özellikler avokadoyu diyabetli kişiler için ideal ve sağlıklı bir atıştırmalık yapar.

AVOKADONUN FAYDALARI

Avokado, diğer meyvelere kıyasla sağlıklı yağ açısından oldukça zengin bir meyvedir. İçinde bulunan çok sayıda antioksidan sayesinde bağışıklık sistemini destekleyici özelliğe sahiptir. 

  • Avokadoda bulunan vitaminler kanser hastalıklarına karşı koruyucu bir etkiye sahiptir. Aynı zamanda içindeki fitokimyasallar, kemoterapi ilacı olan siklofosfamidin yol açtığı kromozom hasarını azaltmaktadır.
  • Aynı zamanda çok iyi bir folik asit kaynağıdır. Herkesin ihtiyaç duyduğu folik asit özellikle sağlıklı bir hamilelikte önemli olan yeni hücrelerin üretilmesine ve korunmasına yardımcı olur.
  • Yapılan çok sayıda çalışma, avokado yemenin kolestrol gibi kan hastalığı risk faktörlerini ve ayrıca trigliserit değerlerini iyileştirebileceğini göstermiştir.
  • Göz sağlığına önemli faydaları olduğu belirlenmiştir. (Katarakt ve Sarı nokta hastalığı)

Yapılan araştırmalar avokadonun diyabeti önlemeye özgü özelliklere sahip olabileceğini gösterdi:

2019 yılında fareler üzerinde yapılan bir araştırmada, yalnızca avokadoda bulunan bir yağ molekülü olan avokatin B’nin (AvoB) iskelet kasında ve pankreasta eksik oksidasyonu engellediğini ve bunun da insülin direncini azalttığı tespit edildi.

Avokado ve diyabetin önlenmesi arasındaki bağlantıyı kurmak için insanlar üzerinde daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Beslenme ile ilgili diğer yazılarımıza göz attınız mı?

Yumurtanın diyabetli kişilere faydaları nelerdir? Besin değeri açısından neler içerir?

Referanslar:

https://onlinelibrary.wiley.com/doi/abs/10.1002/mnfr.201900688

Yumurta tüketimi sağlık açısından inanılmaz faydalar sağlar.

  • Öğünler arasında kişiyi tok tutmak ve sağlıklı hissetmek için tercih edilebilecek en faydalı yiyeceklerden biridir.
  • Düzenli yumurta tüketimi, kalp hastalığı riskinizi de çeşitli şekillerde azaltabilir.
  • Yumurta tüketimi vücutta iltihabı azaltır.
  • İnsülin duyarlılığını iyileştirir.
  • HDL (iyi) kolesterol seviyesini yükseltir ve LDL (kötü) kolesterolün boyutunu ve şeklini değiştirir.
  • 2019’da yapılan bir araştırma, sağlıklı yağlarla birlikte, düşük karbonhidratlı ve yumurta içeren kahvaltının , şeker hastalarının gün boyunca kan şekeri seviyelerini yönetmelerine yardımcı olabileceği sonucuna vardı.

Daha eski araştırmalarda araştırmacılar, yumurta tüketiminin diyabetli kişilerde kalp hastalığı ile ilişkili olduğunu belirtmişlerdi.

Ancak günümüzde kontrollü çalışmaların daha da artmasıyla elde edilen sonucu verileri özetleyecek olursak: Besleyici bir diyetin parçası olarak haftada 6 ila 12 yumurta tüketmenin diyabetli kişilerde kalp hastalığı riskini arttırmadığı sonucuna varıldı.

  • Ek olarak yapılan bazı araştırmalar yumurta yemenin felç riskini azaltabileceğini öne sürmektedir.
  • Ayrıca yumurta, göz hastalıklarına karşı koruma sağlayan antioksidanlar olan iyi bir lutein ve zeaksantin kaynağıdır.

Yumurta yerken sadece beyazını yemekten vazgeçmek gerekmektedir Çünkü yukarıda saydığımız yararlı bileşenlerin çoğu yumurtanın sarı kısmında yer almaktadır.

Özet olarak düzenli ve kararında yumurta tüketimi, kalp hastalığı riskini azaltır, kan şekerini dengeleyemeyi kolaylaştırır, göz sağlığının korunmasına katkıda bulunur ve kendinizi tok hissetmenizi sağlayabilir.

Referanslar:

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/21495899/

https: //pubmed.ncbi.nlm.nih. gov / 24703415 /

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/25970149/

https: / /pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/24079288/

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/23128450/

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/23021013/)

https://academic.oup.com/ajcn/article/109/5/1302/5435774?login=true

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/28359773/

(https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/29680985/)

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4709836/

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/23571649/

Araştırmacılar, Tip-1 diyabetliler için kan şekeri düzenlemesinin hem daha kolay hem de daha güvenli hale gelmesini sağlayacak yeni bir insülin molekülü geliştirdiler.

Kopenhag Üniversitesi’nden araştırmacılar ve biyoteknoloji firması Gubra, gelecekte şeker hastalarının doğru miktarlarda insülin kullanmasını sağlayacak yeni bir insülin molekülü geliştirdi.

Bugün piyasada olan ve tip-1 diyabetlilerin kullandığı insülin tipleri, kan şekerini düşürmek için ne kadar miktarda gerekli olduğunu belirleyemiyor. Bilindiği üzere diyabetli kişi kendi ölçümlerine, karbonhidrat sayımına ve hareketine göre yorum yapıp; ona göre enjeksiyonu sağlıyor.

Araştırmacı Profesör Knud Jensen “Bu nedenle, hastanın kan şekeri düzeyine göre kendi kendini ayarlayabilen bir tür insülinin üretimi için ilk adımı geliştirdik. Bu, tip 1 diyabetli kişilerin yaşamlarını büyük ölçüde iyileştirmek için muazzam bir potansiyele sahiptir.” diye açıklıyor.

İlk denemeler farelerde olumlu sonuçlar verdi. Bir sonraki adım, molekülü daha hızlı ve doğru çalışacak şekilde geliştirmek ve son olarak da insanlar üzerinde uygulanabileceğini kanıtlamak. Yani daha önümüzde bu gelişme için uzun yıllar olduğunu bilmemiz gerekiyor.

Çalışmanın arkasındaki araştırmacılar, vücutta ne kadar kan şekeri olduğunu algılayabilen yerleşik bir moleküler bağlanmaya sahip bir tür insülin geliştirdi.

Bu molekül kan şekeri yükseldikçe aktif hale gelerek kana daha fazla insülin salgılanmasını sağlıyor. Kan şekeri düştüğünde ise tam tersi yönde yani insülinin daha az salgılanmasını sağlıyor.

J. Jensen, “Molekül sürekli olarak az miktarda insülin salgılar; ancak ihtiyaca göre değişkenlik gösterir” diyor ve şu şekilde devam ediyor:

“Günümüzde tip 1 diyabetli bir kişi gün içinde birçok kez insülin enjekte etmeli ve sık sık kan şekeri seviyesini parmaktan alınan kan ile ölçerek izlemelidir. Yeni geliştirilen insülin molekülüyle ise bir kişinin yeni insülin molekülünü bir gün içinde daha seyrek enjekte etmesine ve dolayısıyla onu daha az düşünmesine olanak tanır. Bu tip insülin molekülü, tip 1 diyabet hastalarına daha güvenli ve daha kolay bir tedavi sağlayacaktır.” diyor.

Şu an sadece araştırma ve geliştirme aşamasında olan bu çalışma tip-1 diyabetliler için hayat standartlarında bir artış vaat ediyor. Dileriz bu tarz çalışmalar artarak devam eder.

Referanslar:

Knud J. Jensen, Karin Mannerstedt, Narendra Kumar MIshra, Ebbe Engholm, Morten Lundh, Charlotte Stahl Madsen, Philip J Pedersen, Priska Le-Huu, Søren L Pedersen, Nina Buch-Månson, Björn Borgström, Thomas Brimert, Lisbeth N Fink, Keld Fosgerau, Niels Vrang. An Aldehyde Responsive, Cleavable Linker for Glucose Responsive Insulins. Chemistry – A European Journal, 2020; DOI: 10.1002/chem.202004878

Yıllarca kolestrolle olan ilişkisinden dolayı faydalı mı zararlı tartışmalara konu olan yumurta tüketimi artık günümüzde pek çok maddeden zengin bir besin olarak kabul ediliyor. Tabiki kararında tüketilirse…

Araştırmacıların düzenli yumurta tüketiminin tip 2 diyabet gelişme riskini önemli ölçüde artırdığını tespit ettiği ortaya çıktı. Konuya ilişkin araştırma, British Journal of Nutrition’da yayınlandı. 

Çin Tıp Üniversitesi ve Katar Üniversitesi’ndeki araştırmacılarla işbirliği içinde yapılan bu çalışma 1991’den 2009’a kadar sürdü. Çin Sağlık ve Beslenme Anketi (China Health and Nutrition Survey-CHNS) adındaki araştırma grubu Çinli katılımcıların (ortalama yaşları 50) verilerini analiz etti.

Araştırmacılar, 8545’ten fazla katılımcının yumurta tüketiminine göre kan şekeri seviyelerini karşılaştırdı.

Araştırma sonucunda çok yumurta yiyenlerin, az yiyenlere kıyasla diyabet riskinin arttığını buldular.

Baş araştırmacı Ming Li’ye göre, “Keşfettiğimiz şey, uzun süreli yumurta tüketiminin günde 38 gramdan fazla (1 yumurta =50 gramdır.) olduğu durumda Çinli yetişkinler arasında diyabet riskini yaklaşık %25 artırdığıydı.

Dahası, düzenli olarak çok yumurta yiyen yetişkinlerde (50 gramın üzerinde ) diyabet riskini %60 oranında artırdığı saptandı.”

Bu aşamada araştırmacılar yumurta yemenin neden diyabetle bağlantılı göründüğünü sadece tahmin edebiliyorlar. Riskin, yumurta sarısında bulunan kolin kaynaklı oksidasyon ve iltihaplanma ile ilgili olabileceğini veya yumurta beyazındaki kimyasalların karbonhidrat emilimini engellediğini tahmin ettiler.

Ayrıca yumurta tüketiminin yanı sıra olası diğer faktörleri de sundular. Bu faktörlerin başlıcası:

  • En çok yumurta tüketen denekler aynı zamanda daha fazla yağ ve hayvansal protein tüketmiş olmalarıdır. Ayrıca, fiziksel olarak daha az aktiflerdi ve daha yüksek kolesterol seviyelerine sahip olmalıdır.
  • Araştırmacılar ayrıca, Çin’de son yıllarda batı tipi bir diyetin (sebze tüketiminin daha az, et ve yağın daha fazla) daha yaygın hale geldiğini ve bu durumun da diyabet oranlarının artmasına katkıda bulunabileceğini belirttiler.

Uzmanların genel görüşüne göre yumurta tüketimi konusunda dikkatli olmak gerekmektedir.

Hatta diğer araştırmalar, ölçülü olarak yumurtaların sağlıklı bir diyetin parçası olabileceğini ve hatta diyabet riskini azaltabileceğini gösteriyor.

Diyabetin nedenlerini anlayabilmek için, bir kişinin genel diyetinin yanı sıra vücut ağırlığı, aktivite düzeyindeki değişiklik, stres gibi diğer faktörleri de göz önünde bulundurmak önemlidir.

Kaynakça:

www.diabetesselfmanagement.com/news-research/2020/12/11/new-study-suggests-link-between-eggs-and-diabetes/

Bu tarifimizde biz diyabetliler için sağlıklı aynı zamanda kalorisi de az pratik bir yemek seçtik.

Malzemeler:

  • 4 adet kabak
  • 4 diş sarımsak
  • 2 tatlı kaşığı biber salçası
  • 5 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • Yarım çay kaşığı kimyon
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 1 çay kaşığı pul biber
  • Süzme Yoğurt (Servis edilirken)

Fırında Yoğurtlu Baharatlı Kabak Yapılışı:

  1. Öncelikle kabaklar yıkanır, kurulanır. Sapları ve dipleri kesilir.
  2. Kabakların kabukları soyulur ve alacalı hale getirildikten sonra kalın daireler olacak şekilde doğranır.
  3. Daha sonra soyulup doğranan kabaklar derince bir kabın içine alınır ve diğer malzemelerle birlikte karıştırılıp marinasyonu tamamlanır.
  4. Fırın kağıdı yerleştirilmiş tepsiye marine edilmiş kabaklar yerleştirilir.
  5. Son olarak ise önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında 40 dakika pişirilir.
  6. Süzme yoğurt ile servis edilir.

Afiyet olsun.

Koronavirüs diyabetliler için diğer viral hastalıklarda olduğu gibi kan şekeri düzenini bozan etkiye sahiptir. Bir takım metabolik etkiler sonucunda rutin diyabet tedavisi yetmeyebilir.

Peki koronavirüsün diyabetliler üzerindeki olası etkileri nelerdir?

Komplikasyonlar

Yeni koronavirüsün diğer viral enfeksiyonlarda olduğu gibi diyabetli kişilerde ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

Bu komplikasyonlar şunları içerebilir:

Diyabetik Ketoasidoz

Stres veya özellikle viral hastalık dönemlerinde kan şekeri seviyeleri yükselebilir. Diyabetik ketoasidoz (DKA), diyabetli bir kişi bu yükselmeyle başa çıkmak için yeterli insüline sahip olmadığında ortaya çıkar.

Vücut enerji için yağları parçalamaya başlar ve bu da kanda keton birikmesine neden olur. Ketonlar kanı daha asidik hale getirir ve sonuç olarak ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

DKA, aşırı susama, mide bulantısı, hızlı nefes alma ve meyvemsi kokulu nefes gibi bir dizi semptomlara neden olabilir. DKA’ya sahip olabilecek herkes acil tıbbi yardım almalıdır.

Akciğer İltihaplanması

Pnömoni, akciğerlerin hava keselerinin iltihaplanmasına neden olan bir enfeksiyondan kaynaklanır.

Tıp çevrelerinin belirttiği üzere, COVID-19 geliştiren diyabetli kişilerde, pnömoni içeren daha şiddetli bir COVID-19 formu geliştirme riski daha yüksektir.

Bazı araştırmalar, 2 yaşından büyük diyabetli herkesin pnömokok ve yıllık grip aşısı yaptırması gerektiğini öne sürmektedir.

Dehidrasyon

Diyabetli bir kişinin COVID-19’dan ateşi varsa, ek sıvı kaybediyordur. Bu, intravenöz sıvılar gerektirebilecek dehidrasyona yol açabilir.

Hiperglisemi (Yüksek Kan Şekeri)

Enfeksiyonlar vücutta stres tepkisine neden olarak glikoz üretiminin artmasına neden olur. Bu durum da normalden daha yüksek kan şekeri seviyelerine neden olur.

Sonuç olarak, bir kişi bulaşıcı bir hastalık sırasında ekstra insüline ihtiyaç duyabilir. Aniden yükselebileceğinden, kan şekeri seviyelerini normalden daha sık izlemek yani sık ölçüm yapmak önemlidir.

Kaynakça:

https://www.medicalnewstoday.com/articles/covid-19-and-diabetes#prevention

Diyabetle yaşayan insanlar için, virüsten korunmak için önlem almak oldukça önemlidir. Çünkü diyabet kronik bir rahatsızlıktır ve viral enfeksiyonlarda ki COVID-19 da onlardan biridir, diyabetin kontrolü zorlaşmaktadır.

Bu yazımızda sıklıkla merak edilen sorulardan yola çıkarak Covid-19 ve diyabet arasındaki ilişkiyi temel olarak aktarmak istedik.

Soru-1: Diyabetli kişilerin COVID-19 virüsüne yakalanma olasılığı daha mı yüksek?

Cevap-1: Şimdiye dek yapılan araştırmalarda diyabetli kişilerin COVID-19’a yakalanma olasılığının genel popülasyona göre daha yüksek olup olmadığını göstermek için yeterli veri yoktur.

Diyabetli kişilerin karşılaştığı ana sorun, virüse yakalanma şanslarının artması değil, eğer hastalığa yakalanırlarsa daha kötü komplikasyonlara sahip olmalarıdır.

Ayrıca, bir kişinin diyabet haricinde sahip başka olduğu rahatsızlıklar da varsa(örneğin, kalp hastalığı, tansiyon), COVID-19 karşısında tehlike çok daha büyüktür. Bunun yanında kişinin yaşı da önemli bir parametredir. Bilindiği üzere yaşlı insanlarda bu hastalıktan etkilenme oranı daha yüksektir.

Soru-2: Diyabetli kişilerin COVID-19 karşısında ciddi komplikasyon şansı daha mı yüksektir?

Diyabetli kişilerin COVID-19’a yakalanmaları durumunda ciddi komplikasyonların ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir.

Ancak şunu da unutmamak gerekir ki genel olarak, diyabetli kişilerin herhangi bir virüsle enfekte olduklarında daha şiddetli semptom ve komplikasyonlara sahip olma olasılığı daha yüksektir.

Diyabetiniz eğer iyi şekilde yönetiliyorsa (yani Hba1C değerinin yüksek olmadığı, beslenme ve egzersiz dengesinin kurulduğu), COVID-19’dan fazla etkilenme riskiniz muhtemelen daha düşük olacaktır.

Diyabete ek olarak kalp hastalığı veya başka komplikasyonlara sahip olmak, diğer viral enfeksiyonlar gibi COVID-19’dan da ciddi şekilde etkilenme olasılığını arttırmaktadır, çünkü birden fazla rahatsızlık karşısında vücudunuzun enfeksiyonla savaşması zorlaşmaktadır.

Viral enfeksiyonlar ayrıca diyabetli kişilerde iltihabı veya iç şişliği artırabilir. Bu aynı zamanda hedefin üzerindeki kan şekerlerinden de kaynaklanabilmektedir. Sonuç olarak bu iltihaplanma daha ciddi komplikasyonlara katkıda bulunabilir. Bilindiği üzere COVID-19’un ileri evrelerinde akciğerlerde iltihap oluşmakta ve sıvı birikimi olabilmektedir.

Soru-3: Tip 1 ve Tip 2 diyabetli kişiler için riskler farklı mı?

Cevap-3: Tıp otoriteleri tip 2 diyabet de dahil olmak üzere belirli altta yatan herhangi bir tıbbi rahatsızlıkları olan her yaştan insanın COVID-19 karşısında komplikasyon riskinin arttığını bildirmektedir.

Her iki diyabet tipine sahip kişilerin yaşlarına, geliştirdikleri komplikasyonlara ve diyabetlerini ne kadar iyi yönetebildiklerine göre değişiklik gösterebileceğini unutmamak önemlidir.

Soru-4: DKA (Diyabetik Ketoasidoz) hakkında endişelenmek gerekir mi?

Cevap-4: Viral enfeksiyonla hasta olduklarında, diyabetli kişiler, genellikle tip 1 diyabetli kişilerde görülen diyabetik ketoasidoz (DKA) riskiyle karşı karşıya kalırlar.

DKA, sıvı alımını ve vücudun elektrolit seviyesini yönetmeyi zorlaştırabilir – bunlar, sepsisin yönetiminde önemlidir. Sepsis ve septik şok, COVID-19’lu bazı kişilerin yaşadığı ileri seviyedeki ciddi komplikasyonlarındandır.

Kaynakça:

https://www.diabetes.org/coronavirus-covid-19/how-coronavirus-impacts-people-with-diabetes

https://www.medicalnewstoday.com/articles/covid-19-and-diabetes#prevention

Kan Şekerim Egzersizden Sonra Neden Yükseliyor ?

Bu sorunun cevabını anlayabilmek için aeorobik egzersizin ne olduğunu anlamak gerekmektedir.

Aerobik egzersizde, temel prensip egzersiz süresince nefes nefese kalmaman ve oksijen yetmezliği çekmemektir. Aerobik egzersizler sırasında kol, bacak, kalça gibi büyük kas grupları hareket eder.

Hareketleri uygularken daha hızlı ve derin nefes almaya başlanacağı için, kandaki oksijen düzeyi maksimum derecede artar. Kalp atışların hızlanır, akciğer ve kaslarına daha çok kan pompalanır. Vücudun doğal ağrı kesici niteliğinde olan endorfin hormonu salgılanmaya başlar.

Futbol, egzersizde ‘aerobik’ sayılabilir (Uzun bir süre boyunca, genellikle 90 dakika sürdüğü için). Ancak, hareket türleri ve hızın sürekli değişmesi anaerobik hareketlerle daha bağlantılı olduğunu gösterir. Çünkü bir futbol maçı esnasında sporcu bazen sprint atıp; bazen de düşük tempoda koşu yapabilir. Bu anaerobik hareketler neticesinde kan şekerinde yükselmeler gözlemlenebilir. Çeşitli sporlar, özellikle takım sporları benzer egzersiz biçimlerine sahiptir.

Aerobik hareketler kan şekeri seviyelerinde ani yükselmelere neden olabilir. Bunun sebebi ani enerji harcamalarında karaciğerin tepki olarak yapısında depolamış olduğu glikozu tekrar kan dolaşımına bırakmasıdır. Bu, sağlıklı kişilerde çoğu durumda geçici olarak kan glukozunu yükseltir. Ancak diyabetlilerde dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Adrenalin hormonu da bu duruma neden olan başka bir faktördür. Ayrıca bu tür egzersizlerde aktivite anında kan şekerinin olası yükselmesinin yanında aktivite sonunda da kan şekeri düşüklüğü de yaşanabilir.

Egzersizden sonra, özellikle de glikozu anlık yükselten anaerobik egzersizlerde soğuma hareketleri yapmak çok önemlidir. Bunu yaparak hem kan şekerinin yükselme sürecini hafifletmek hem de gece hipoglisemileri önlenebilir.

Bunun yanında egzersiz öncesi, sırası ve sonrasında kan şekeri seviyelerini kontrol etmek ve hem insülin hem de karbonhidrat tüketimleriyle ilgili uygun kararlar vermek çok önemlidir.

Ayrıca dengeye ulaştığına tam olarak emin olana kadar egzersiz günlerinde gece şekeri ölçülmelidir. Böylece olası bir hipogliseminin önüne geçilebilir.

Unutulmamalıdır ki herkesin metabolizması, beden kitle endeksi, kullandığı insülin dozu ve çeşidi birbirinden farklıdır. Bunlar vücudun hangi duruma nasıl tepki vereceğini değiştiren faktörlerdir. Kişinin kendisini tanıyıp, ona göre öngörü ve müdahalelerde bulunması gerekmektedir. Örneğin kan şekeri egzersiz öncesi belirli bir seviyede tutulup egzersizin türüne bağlı olarak ek bir karbonhidrat alınarak olası hipogliseminin önüne geçilebilir. 

Kaynakça: 

https://www.sportsdietitians.com.au/factsheets/diets-intolerances/diabetes-and-exercise-2/

https://www.diabetes.co.uk/diabetes-and-sport.html

https://www.bilgiustam.com/aerobik-egzersiz-nedir-anaerobik-egzersiz-nedir/
https://www.diyetkolik.com/aerobik-egzersiz-nedir/

Cihazın perakende stripsiz fiyatı yaklaşık 200 liradır. Döviz kurunun da artmasıyla birlikte strip fiyatları oldukça yükselmiştir. Strip kutusu (50 adet) başına 50-60 lira arası fiyat farkı çıkmaktadır.

Accu-Chek - Performa Nano
Accu-Chek Performa Nano

Cihazın Özellikleri

  • Çalışma prensibi: Kinoprotein glikoz dehidrojenazın mutant varyantı (Mut. Q-GDH), elektrokimyasal yöntem.
  • Hafızasında tarih ve saatiyle birlikte 500 test sonucu kaydeder.
  • Kod çipi ile doğrulama gerektirmez. Ölçüm çubuğu (strip) direkt olarak kullanılabilir. Cihazı kendisi otomatik doğrulama yapar.
  • Ölçüm Aralığı: 10-600 mg/dL (10mg/dL altındaki değerlerde Lo, 600mg/dL üstündeki değerlerde uyarısı verir.)
  • İstediğiniz saatlerde ölçüm yapmanızı hatırlatacak uyarı sistemi vardır.
  • Kan şekerinizin 7, 14, 30 ve 90 günlük ortalama değerini otomatik olarak gösterir.
  • 0,6 uL kan ile ölçüm yapar. (AccuChek Active’den yaklaşık 2-3 kat daha az)
  • 5 saniyede ölçüm sonucu verir.
  • 2 dakika sonra otomatik olarak kapanır.
  • 2 adet 3V CR2032 düğme pil ile çalışır. Işıklı LCD ekrana sahip olduğu için pil ihtiyacı diğer renksiz ekranlı cihazlara göre daha fazladır.
  • Çalışma Sıcaklığı: 8°C – 44°C
  • Nem Değeri: %85’e kadar
  • Test Stribi Raf Ömrü: Üretim tarihinden itibaren 18 ay kullanılabilir; test stripleri, kutusu açıldıktan sonra bile son kullanma tarihine kadar kullanılabilir durumda kalır. Tek dikkat etmek gereken kullanımlardan sonra kutunun kapağını sıkıca kapatmaktır.

Uyarı Simgeleri ve Anlamları

E-1

  • Strip cihazı uygun yerleştirilmemiştir.

E-3

  • Kan şekeri seviyenizin cihazın ölçüm aralığının dışında olduğu durumlarda,

E-4

  • Stribe uygulanan kan numunesi yeterli olmadığında,

E-6

  • Ekranda yanıp sönen damla sembolü görünmeden önce test stribine kan veya kontrol çözeltisi uygulandığı durumda olur. Test stribini atın ve kan şekeri veya kontrol testini tekrarlayın.

E-7

  • Cihazda elektronik bir problem gerçekleştiğinde oluşan hatadır. Pili çıkartıp bir süre bekledikten sonra yeniden ölçüm yapmayı deneyiniz.

E-8

  • Cihazın bulunduğu ortamın sıcaklığının çalışma aralığında olmaması durumunda

E-9

  • Cihazın bataryasının azaldığı durumlarda oluşan hatadır. Pili değiştiriniz

Accu-Chek Performa Nano, kan şekeri ölçüm cihazları arasında memnuniyet açısından en çok tercih edilen cihazlardandır.

Kendim yaptığım şahsi denemelerde oldukça tutarlı sonuçlar vermiştir. Örneğin, hastaneye kan vermeden hemen önce cihazda ölçttükten sonra hastanenin sonucuyla birlikte yaptığım karşılaştırma birbirini her denememde doğrulamıştır.

Kanı hızlıca stribe alması, ölçüm doğruluğuna güvenilmesi, cihazın kullanılabilirliğinin basit ve özelliklerinin çok olması, ışıklı bir ekrana olması ve şık bir tasarıma sahip olması cihazın tercih sebeplerindendir.

Ancak maalesef strip fiyatları son zamanlarda bir hayli yüksek bir hal alması en önemli dezavantajıdır.

Cihazın perakende stripsiz fiyatı 150-200 lira arasında değişmektedir. Döviz kurunun da artmasıyla birlikte strip fiyatları oldukça yükselmiştir. Strip kutusu (50 adet) başına 30-40 lira arası fiyat farkı çıkmaktadır.

Cihazın Özellikleri

  • Hafızasında tarih ve saatiyle birlikte 500 test sonucu kaydeder.
  • Cihaz dışında kanı stribe uygulama imkanı sağlar. (Strip cihaza takılır kan damlası simge görüldükten sonra strip çıkarılır 20 saniye içerisinde kan uygulanıp stribi cihaza takmak gerekmektedir.)
  • Kod çipi ile doğrulama gerektirmez. Ölçüm çubuğu (strip) direkt olarak kullanılabilir. Cihazı kendisi otomatik doğrulama yapar.
  • Ölçüm Aralığı: 10-600 mg/dL (10mg/dL altındaki değerlerde Lo, 600mg/dL üstündeki değerlerde uyarısı verir.)
  • Kan şekerinizin 7, 14, 30 ve 90 günlük ortalama değerini otomatik olarak gösterir.
  • 1-2 uL kan ile ölçüm yapar.
  • 5 saniyede ölçüm sonucu verir.
  • Tek 3V CR2032 düğme pil ile çalışır. Ortalama 1000 ölçüm yapabilir.
  • Çalışma Sıcaklığı: 8°C – 42°C
  • Nem Değeri: %85’e kadar
  • USB bağlantısı sayesinde bilgisayara sonuç aktarımı sağlanabilir.

Uyarı Simgeleri ve Anlamları

E-1

  • Strip cihazı uygun yerleştirilmemiştir.
  • Stribe kan cihaz kendine gelmeden çok erken verilmiş olabilir.
  • Ölçüm haznesi kirli olabilir.

E-2

  • Kan şekeri seviyenizin çok düşük olduğu durumlarda,
  • Stribe uygulanan kan numunesi yeterli olmadığında,
  • Kanı uygulandıktan sonra cihazdan çıkardığınız stribi 20 saniye içerisinde cihaza takılmaması durumunda,
  • Stribe kan uyguladıktan sonra ölçüm gerçekleşmeden stribin bükülmesi ya da hareket ettirilmesi durumunda,
  • Kanın stribe parça parça eklendiği durumda eklemeler arasında uzun süre beklenmesi,

E-4

  • Kan şekeri test edilirken cihazın bilgisayara USB ile bağlanması durumunda,

E-5

  • Elektromanyetik alanın çok fazla olması durumunda,

Strip Çalışma Mekanizması

  • Kan numunesi diğer cihazlardan alıştığımız gibi stribin baş kısmındaki emici kanallarla verilmez bunun yerine bu stribin ortasındaki emici özellikteki kısımdan cihaza verilir.
  • Bu durum alışana kadar biraz aksaklık yaratabilir.