karbonhidrat

  • Nişasta içeren sebzeler (tüm tahıllar ve bakliyat, mısır, patates, bezelye)
  • Meyve
  • Süt ve yoğurt
  • Atıştırmalık, şekerleme (kek, pasta, kurabiye, çörek gibi pastane ürünleri)
  • Meyve suyu, alkolsüz meşrubat, sporcu içecekleri, enerji içecekleri gibi şeker içeren içecekler

Şekerin birçok çeşidi vardır ve endüstriyel gıdaların türüne göre de kullanım alanları mevcuttur. Ve farklı şekillerde isimlendirilirler. Aldığınız ürününün içindekiler kısmında bu isimler var ise şeker yani glikoz içeriyor anlamına gelmektedir.

Bunlar:

  • Sofra Şekeri
  • Esmer Şeker
  • Şeker Kamışı
  • Bal
  • Pancar Şekeri
  • Şeker Kamışı
  • Toz Şeker
  • Ham Şeker
  • Akçaağaç Şurubu
  • Yüksek Fruktozlu Mısır Şurubu
  • Sabır Otu Nektarı
  • Şeker Kamışı Şurubu
  • Fruktoz
  • Laktoz
  • Sorbitol
  • Ksilitol
  • Glikol
  • Gliserin
  • Mannitol
  • İzomalt ve Diğer Şeker Alkolleri

Besinlerin vücutta yarattıkları glikoz etkisi birbirinden farklıdır.

Bu farklılığı etkileyen faktörler:

  • Besinlerin nişasta derecesi, karbonhidrat miktarı, 
  • Nişastanın yapısı (amiloz, amilopektin, dirençli nişasta), 
  • Karbonhidratın içerdiği şeker türü (glukoz, fruktoz, sükroz, laktoz),
  • Gıda formunun yanında sıra diğer gıda bileşenleriyle etkileşimi (sindirimi yavaşlatan yağ ve diğer doğal maddeler – lektinler, fitatlar, tanenler ve nişasta-protein ve nişasta-lipit kombinasyonları gibi).

Karbonhidratın Görevi ve Vücuda Etkisi

Sindirim sistemi, vücuda alınan şeker ve nişastayı glikoz haline getirir. Glikoz şekerin en küçük yapı taşıdır. Daha sonra glikoz sindirim sisteminden kan dolaşımına katılır. Sonuç olarak da kan şekeri seviyesinde yükselme meydana gelir. 

Pankreastan veya dışarıdan alınan insülin ise kanda serbest halde olan glikoz moleküllerinin hücre içerisine alınmasını ve hücre enerjisinde kullanılmasını sağlar. Ve yükselmiş olan kan şekeri, hücrelere girerek dengelenir.

Tip 1 diyabetli bireylerde, yemek öncesindeki insülin dozu ile yemeğin toplam karbonhidrat içeriğinin sonrasında vücutta oluşan yanıt arasında güçlü bir ilişki vardır. Bu nedenle, yemek öncesi insülin dozları, öğünün karbonhidrat içeriğine göre ayarlanmalıdır. Sabit dozda insülin alan bireyler için ise karbonhidrat miktarındaki günlük tutarlılık çok önemlidir.

Vücuda Alınması Gereken Karbonhidrat Miktarı

Diyabetli bireyler için günlük karbonhidrat, protein ve yağ miktarı kesin olarak tanımlanmamıştır. Bir kişi için en iyisi başkaları için en iyi seçenek olmayabilir.

Dengeli Beslenme Piramiti

Herkesin vücudun enerji, vitamin ve mineraller ile lif ihtiyaçlarını karşılayacak kadar karbonhidrat alması gerekmektedir. Uzmanlar, çoğu insan için karbonhidrat alımının toplam kalorinin % 40-45 ila 65’i arasında olması gerektiğini öne sürmektedir. Yani, günde 2,000 kalori alınması halinde, bunun 900 ila 1.300 kaloriyi karşılayanı karbonhidrat olmalıdır. Bu da günde 225 ila 325 gram karbonhidrat anlamına gelir.

Diyabetli kişilerin aldıkları karbonhidratı kan şekerini dengeleyebilmek adına tüm güne yaymaları gerekmektedir. 

Karbonhidrat sayımı için bilgi edinmek için;

http://diyabetim.net/karbonhidrat-sayimi/

İnsülin pankreastan kan dolaşımına salınır ve böylece vücudun farklı bölgelerine ulaşabilir. İnsülinin vücutta birçok etkisi vardır, ancak esas olarak vücudun karbonhidratları nasıl kullanılacağını kontrol eder.

Karbonhidratlar, insan vücudu tarafından glikoz adı verilen bir şeker türünü üretmek için parçalanır. Glikoz, hücreler tarafından kullanılan ana enerji kaynağıdır. İnsülin, glikoz seviyelerimizin dengeli olduğundan emin olmak için karaciğerimizle, kas ve yağ dokusuyla veya diğer bir deyişle sinir sistemi ve gastrointestinal sistem ile iletişim kurar. Bir başa deyişle kaslarda, karaciğerde ve yağda bulunan hücrelerin bu glikozu alıp enerji kaynağı olarak kullanarak uygun şekilde çalışabilmelerini sağlar.

İnsülin olmadan hücreler, glikozu yakıt olarak kullanmayacak ve işlevlerini yerine getirmemeye başlayacaklardır. Ekstra glikoz, hücreler tarafından yağ olarak depolanmak üzere dönüştürülebileceği için kullanılmaz. Buna ek olarak, insülin diğer metabolik etkilere sahiptir (protein ve yağ parçalanmasının durdurulması gibi).

İnsülin, glikozun hücrelere girmesini sağlayarak hem hücrelerin gerekli enerjiyi almasını hem de bu sayede kan dolaşımındaki glikoz seviyesinin normal olmasını sağlar. Besin alımını ve vücudun metabolik ihtiyaçlarını dengelemek için insülin salımı sağlıklı kişilerde sıkı bir şekilde düzenlenir. Yemek yediğimiz zaman, glikoz kan dolaşımı tarafından emilir kanımıza kan şekeri seviyesini yükselmesine neden olur. Kan glikozundaki bu artış, insülinin pankreastan salınmasına neden olur, böylece glikoz hücrelerin içinde hareket edebilir ve kullanılabilir. Glikoz hücrelerin içerisine enerji sağlamak için girdikçe kandaki glukoz miktarı normale döner ve insülin salınımı yavaşlar. Protein içeren besinler ve bağırsak tarafından üretilen diğer hormonlar da besine cevap olarak insülin salımını uyarır.

Adrenalin gibi stresin anında salınan hormonlar ise insülin salınımını durdurur ve daha yüksek kan şekeri seviyelerine yol açarak stresli olay ile başa çıkmaya yardımcı olur.

İnsülin, pankreasın ürettiği bir diğer hormon olan glukagon ile birlikte çalışır. İnsülin kan şekerini düşüren bir etkiye sahip olmasıyla birlikte glukagon ise tam tersi kan şekerini yükseltici bir etkiye sahiptir. Bu iki hormon kan şekeri seviyelerini vücudun düzgün çalışmasına izin verecek sınırlar içerisinde kalmasını sağlar.İ